28 Ocak 2013 Pazartesi

İlaçlı Rahim Filmi (HSG)


Histerosalpingografi (HSG), tüplerin ve rahim içinin kontrast madde verilerek radyografik yöntemlerle incelenmesi için kullanılan bir tanı yöntemidir. İşlem esnasında radyografide görülen bir sıvı rahim ağzından rahim içine verilerek bu sıvının rahim içini ve tüpleri görünür hale getirmesi sağlanır. Kontrast madde rahim ağzından basınçla verildiği için bazı durumlarda tüplerdeki mukus benzeri engelleyici yapıları temizleyerek tedavi edici etki de gösterebilir. Klasik olarak rahim filmi çekildikten sonraki ilk 6 ayda gebelik oranlarında bir yükselme vardır. Rahim filmi hem tüplerin hem de rahim içinin durumunu gösterdiği için kısırlık durumlarında yaygın olarak kullanılan bir tekniktir.

HSG (rahim filmi) nasıl çekilir?
HSG, adet kanamasının bitiminden 3-4 gün içinde çekilmelidir. Bu dönemde rahim içi dokusu ince ve gebelik ihtimali düşüktür. Böylece hem filimlerin kalitesi artar hem de olası gebeliğe verilecek zararlar engellenmiş olur.
HSG (rahim filmi) çekmeden yarım saat önce oluşabilecek kramp tarzı ağrıları engellemek için bir ağrı kesici alınması tavsiye edilir.
İşlem esnasında kadın röntgen masasına uzanır ve bacaklarını kendine doğru toplar. Doktor jinekolojik muayene esnasında kullanılan spekulum adı verilen aleti vajinaya yerleştirir. Vajina ve rahim ağzı bir solüsyon ile temizlendikten sonra rahim ağzı bir alet yardımı ile tutulur ve rahimi düz bir pozisyona getirmek için çekilir. Rahim ağzına ince bir katater yerleştirilir. Bu katater vasıtası ile sıvı rahim içine verilir. İlacın rahim ve tüplerden geçişi skopi altında gözlenir ve filmleri çekilir. Daha sonra yerleştirilen cihazlar sırası ile geri alınır ve işlem sonlandırılır. Tüm işlem 5-10 dakika kadar sürer.
HSG (rahim filmi) hangi durumlarda kullanılır?
HSG'nin en sık kullanım nedeni kısırlıktır. Görüntüleme tekniklerindeki ilerlemelere rağmen tüplerin geçirgenliğini en iyi gösteren yöntem hala HSG'dir.
Yan etkileri nelerdir?
Komplikasyonları arasında enfeksiyon ve alleji sayılabilir. Enfeksiyon oranı %1 civarındadır. Bu nedenle sistematik olarak antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Ancak mitral kapak hastalığı gibi riskli durumlarda enfeksiyonu engellemek için film çekiminden 1 gün önce antibiyotik başlanması ve sonrasında da 4 gün devam edilmesi önerilmektedir.
Allerji olasılığına karşılık son yıllarda allerji yapma özelliği çok düşük olan suda eriyen kontrast maddeler kullanılmaktadır.
Ağrılı bir işlem midir ?
HSG çekilmesi kısmen ağrılı bir işlemdir. Ancak bu ağrı kısa süreli bir ağrıdır ve dayanılamayacak düzeylerde değildir. Ağrının şiddeti kişiye göre farklılık gösterir. Özellikle ilaç verilirken rahimde bu yabancı maddeye karşı reaksiyon ve kasılmalar olur. Bu ağrı nedeni ile bazen tüplerde spazm olabilir ve normalde açık olan tüpler kapalı gibi görülebilir. Bu nedenle HSG'nin genel anestezi altında çekilmesini öneren ekoller vardır. Ancak çoğu zaman HSG çekimi esnasında genel anesteziye gerek duyulmaz. Bizim görüşümüz genel anestezi uygulanmasına hastanın durumuna göre karar verilmesinden yanadır. Hastaların çok büyük bir kısmında işlemden 30-60 dakika önce alınacak olan bir ağrı kesici işlemin rahat ve sorunsuz geçmesini sağlar.
Film çekilmesini takip eden birkaç saat içinde adet sancısına benzer hafif kasık ağrısı ile birkaç gün süreyle lekelenme tarzında hafif kanamalar görülebilir.

Devamını Oku: http://tupbebekcom.wordpress.com/2013/01/28/ilacli-rahim-filmi-hsg/

17 Ocak 2013 Perşembe

Tüp Bebek Tedavim Başarısız mı Oldu? Embriyo Transferi Sonrası Kanama


Tüp Bebek Tedavim Başarısız mı Oldu?
Tüp bebek tedavisinde "luteal faz kanaması", embriyo transferinden sonra ve gebelik testinden önce görülen vajinal kanamalara verilen isimdir. Bu kanama, yumurta toplamadan hemen sonra çoğu hastada görülen ve birkaç gün süren hafif kanamadan farklıdır. Tüp bebek tedavilerinin % 7-42'sinde görülen luteal faz kanaması, yumurta toplamadan 7-8 gün sonra, hafif kanama şeklinde olur.
Embriyo transferi ile gebelik testi arasındaki dönemde görülen kanamalar hasta için çok endişe vericidir ve tedavinin başarısız olduğunu düşündürür. Bu dönemde kanama olması ile tedavinin başarısızlıkla sonuçlanması arasında bir ilişki olduğu saptanmış olmakla birlikte, hamilelik oluşma ihtimali hala vardır.
Kadının doğal döngüsünde luteal faz nedir?
Kadının doğal aylık döngüsünde yumurtlamadan sonra yumurtalıkta korpus luteum adı verilen bir yapı oluşur. Bu yapı, progesteron ve estradiol hormonları salgılayarak rahimi implantasyon (embriyonun tutunması) için hazırlar. Bu döneme 'luteal faz' adı verilir.
Korpus luteum tarafından salgılanan hormonlar, erken dönem hamilelikte plasentanın ürettiği hormonlar devreye girene kadar yani 7. haftaya kadar hamileliğin sürdürülebilmesini sağlar. Korpus luteum adı verilen bu yapı olmasaydı tüm hamilelikler düşükle sonuçlanırdı.
Tüp bebek tedavisinde luteal faz destek ilaçları neden kullanılır?
Tüp bebek tedavilerinde ilk aşama yumurtalıkların uyarılmasıdır. Yumurtalıkların ilaçlarla uyarılmasının korpus luteumun fonksiyonunu bozduğu bilinmektedir. Normalin üzerindeki hormon düzeyleri beyin üzerinde ters etki yaratarak yukarıda bahsettiğimiz luteal fazın kısalmasına neden olurken aynı zamanda özellikle progesteron hormonunun ani düşüşü nedeniyle luteal faz kanamasına yol açar. Devamı...

5 Ocak 2013 Cumartesi

Embriyo Transferi Sonrası Neler Yapmalıyım?


Tüp bebek tedavisinin son aşaması embriyoların kadının rahminin içine aktarılması yani embriyo transferi. hastaların en merak ettikleri konu, bu aşamadan sonra embriyonun tutunmasını kolaylaştırmal için ne yapmaları gerektiği. 
Hastalar sigara ve alkolden uzak durmaları ve tüp bebek ilaçlarına aksatmadan devam etmeleri gerektiğini zaten biliyorlar ama bunun yanısıra üç önemli konuda daha yönlendirilmeye ihtiyaç duyuyorlar. Birincisi kadın embriyonun tutunmasına yardımcı olmak için transferden sonra belli bir süre yatmali mi? İkincisi cinsel ilişki, egzersiz gibi fiziksel aktiviteler embriyonun tutunmasını olumsuz yönde etkiler mi? Son olarak işten izin almak hamilelik şansını artırır mı? 
Embriyo transferi sonrası belli bir süre yatmalı mıyım?

Daha Fazlası: http://www.tupbebek.com/tedavideki-hastalar/embriyo-transferi-sonrasi-neler-yapmaliyim#ixzz2H5GxzM4a

3 Ocak 2013 Perşembe

Tüp bebek tedavisi ve tüp bebek aşamaları

www.tupbebek.com ve İstanbul Amerikan Hastanesi Tüp Bebek Merkezi tarafından hazırlanan bu mini animasyonda, Dr. Senai Aksoy tüp bebek tedavisi ve aşamalarını anlatıyor.

30 Aralık 2012 Pazar

Açıklanamayan Kısırlık

Çocuk sahibi olma arzusu ile doktora başvuran çiftlerin yarısından çoğunu açıklanamayan kısırlığa sahip çiftler oluşturmaktadır. Anne adayının yumurtalıkları düzenli şekilde çalıştığı, rahim yapısı sağlıklı ve tüpler açık olduğu, baba adayının ise sperm değerleri normal sınırlarda olduğu halde 1 yıl süre ile gebelik elde edilememesi açıklanamayan kısırlık olarak tanımlanır. Çiftlerin genel değerlendirme sonuçları normaldir ve kendiliğinden gebelik elde etmeleri için engel yaratacak bir sorun görülmemektedir. Diğer bir deyişle elimizdeki imkanlar ile çiftin çocuk sahibi olmakta gecikmesini izah edemeyiz. Vücudumuzda tüm sistemler hayranlık uyandırıcı bir sistem dahilinde çalışmaktadır. Üreme fonksiyonu da son derece detaylı bir düzen içerisinde, hataya imkan tanımayacak bir şekilde çalışmaktadır. Dolayısıyla gebelikteki gecikmenin basit veya karmaşık, yüzeyel veya derin, klinik veya moleküler düzeyde bir sebebi olmalıdır.
Ancak biz günümüzde sahip olabildiğimiz bilgi ve teknoloji ile bu sebebi belirleyemediğimiz için bu tabloya izah edilemeyen – açıklanamayan kısırlık adını koymaktayız. En önemli şansımız gebeliği zorlaştıran ve adını koyamadığımız sebeplerin çoğu zaman basit veya geçici etkili olmasıdır.Açıklanamayan kısırlığa sahip olan çiftlerin önemli bir kısmı hiçbir tedavi yardımı almadan zaman içerisinde kendiliğinden gebelik elde edebilmektedir. Hepimizin çevresinde yıllarca çocuk sahibi olmak için uğraşan, çok sayıda tedavilerden başarısızlıkla ayrılan ve bir gün biranda kendiliğinden gebelik elde eden çiftler vardır. Bu çiftler için ne daha önceki başarısızlıkları ne de bu zamanda elde edilen gebeliği açıklamak mümkündür. Daha doğrusu günümüz bilgileri bu açıklama için yetersiz kalmaktadır.
Kendiliğinden gebelik şansı:
Hiçbir sağlık problemi olmayan 100 çiftin her ay ancak 20'sinin gebelik elde ettiğini görüyoruz. Dolayısıyla 80 çift bilemediğimiz bir sebeple bu şansı yakalayamıyor. Bu durumu doğanın sağlıklıyı koruması, sağlıklı olmayan bir süreci kendiliğinden durdurması ile açıklamaya çalışıyoruz. Eğer üreme sisteminde herhangi bir yerde bir hata oluşmuşsa belki gebelik daha baştan engelleniyor. Bu eleme sonucunda 12 ay boyunca yapılan denemeler sonucunda bu 100 çiftin 80-85'i mutlu sona erişiyor, 10-15'i ise kısırlık açısından değerlendiriliyor. Problemi olmayan çiftlerde her ay %20 seviyesinde olan kendiliğinden gebelik şansının açıklanamayan kısırlığa sahip çiftlerde %3-5 seviyesinde olduğuna inanılmaktadır. Yani bu çiftlerde hala kendiliğinden gebelik olasılığı devam etmektedir. Ne var ki hangi çiftin bu başarıyı elde edebileceğini öngörmek mümkün değildir. Bazı çiftlerin hiçbir zaman kendiliğinden gebelik elde edemeyeceği olasılığı göz önüne alınarak gecikmeden değerlendirme ve gerekirse tedavi başlatılmalıdır.
Problem ne olabilir?
Açıklanamayan kısırlık varlığında üreme sisteminde bir nokta geçici veya kalıcı, basit veya komplike bir hata olduğunu kabul etmek gerekir. Hata pek çok ayrı noktada, birbirinden çok farklı mekanizmalarda ve birden fazla olabilir. Bu olasılıklar şu şekilde sıralanabilir:
Sağlıklı bir yumurtanın doğal seçimi
Yumurtanın büyümesi ve olgunlaşması
Yumurtalıktaki mikroçevrenin yumurta sağlığı üzerinde gösterdiği etkiler
Yumurtanın ovulasyon ile atılması
Ovulasyon sırasında yumurtanın genetik bölünmeyi tamamlayarak döllenmeye hazırlanması
Spermin rahim ağzından içeriye geçmesi
Spermin rahim içerisinde ilerlemesi
Spermin tüplerden geçmesi
Yumurtanın ovulasyon ile karın boşluğuna veya tüplerin içerisine doğru atılması
Yumurtanın tüplerden birinin içerisine girmesi ve ampulla adı verilen bölgeye doğru ilerlemesi
Yumurtanın sperm ile karşılaşması
Spermin yumurtanın dış zarına tutunması , delmesi ve içeriye girmesi
Sperm başının kendisini saran zardan kurtulması ve kromozomlarının serbestleşmesi
Yumurtanın kromozomlarının döllenme için hazırlanması
Yumurtanın döllenmesi (fertilizasyon)
Yumurta ve spermin kromozomlarının birleşmesi
Kromozomların sağlıklı dağılımı
Sağlıklı bölünme ve büyüme
Büyüme için gerekli genlerin sağlıklı çalışması
Büyüme için gerekli metabolik gereksinimlerin karşılanması ve enerji üreten sistemlerin sağlıklı çalışması
Tüpün içindeki ortamın döllenme ve embriyo gelişimine desteği
Yumurtalıkta ovulasyondan arta kalan korpus luteum yapısından yeterli progesteron salınımı
3. günden sonra rahim içerisine doğru yer değiştirme
Rahim içerisinin embriyo gelişimine desteği
Rahim zarının embriyoyu kabul için hazırlanması (reseptivite)
Rahiç içzarı – embriyo arası moleküler iletişimin gerçekleşmesi
Embriyonun kendisini saran zardan çıkması (hatching)
Rahim içerisine tutunma ve yerleşme (implantasyon)
Embriyonu bağışıklık sistemi tarafından kabulü
Mikrodolaşımda pıhtılaşma kontrol mekanizmalarını sağlıklı çalışması ve embriyonun rahim zarı içerisine entegrasyonu
Embriyo gelişimi
Görüldüğü üzere üreme sisteminin sağlıklı bir gebelik oluşturabilmesi için pek çok basamağın sağlıklı hatasız bir şekilde aşılması gerekmektedir. Gebelik arzu edilmediğinde hatta gebelik olmasın diye korkulduğunda bu sistem inadına hatasız bir şekilde çalışmakta, gebelik arzulandığında hatta hasretle beklendiğinde ise aksine çeşitli noktalarda hatalar oluşmaktadır. Sistem büyük bir otokontrol ile çalışmakta ve hataya izin vermemektedir. Eğer bir hata meydana gelirse gebelik baştan engellenmekte ve sağlıksız nesillerin ortaya çıkması baştan kontrol altına alınmaktadır. Bu bir şekilde doğanın kendini koruma mekanizması olarak adlandırılabilir. Nadiren hatalar sistemin kontrolünden kaçmakta ve Down sendromu gibi gebelikler oluşmaktadır. Yine koruma mekanizması devreye girmekte ve anomalili gebeliklerin çoğu kendiliğinden düşük ile sonlanmaktadır. Bu kontrolden kaçan nadir olguları da hekimler gebelik takibi sırasında yakalamaya çalışırlar.
Stresin etkisi:
Çocuk sahibi olmada gecikme süresi uzadıkça durum çift için gitgide artan bir stres kaynağı olmaktadır. Erkekler stresle baş etmede genellikle inkar veya yansıtma mekanizmalarını kullanarak problemi daha önemsiz gibi kabul etme eğilimine girerler. Kadınlar ise her ay siklus günü hesabı, ilişki zamanlaması, ovulasyon takibi ve adet kanaması – gecikmesi beklentileri içinde çok daha ağır bir stresle karşılaşırlar ve ister istemez konuyu daha çok gündemde tutan ve önemseyen partner rolüne düşerler. Bu durum üstlenmeleri gereken stresi daha da arttırır. Her ay korku ile adet kanamasını beklemek gerçekten çok zor bir durumdur. Erkeğin eşine desteği zayıf veya gebelik çabasındaki rolü daha pasif ise stres katlanarak artar. Bazı toplumlarda çocuk sahibi olamamak mutlak kadına ait bir problem gibi görülür ve bu durum stresi kabul edilemez bir hale sokabilir. Bütün bu faktörler gebelik elde etme şansını gitgide azaltır.
İlginç bir şekilde gebelik ne kadar istenmeyen ve korkulan bir durum ise o kadar kolay gerçekleşir. Aksine ne kadar özlemle beklenirse o kadar zorlaşmaktadır. Bu gerçek bize stresin üreme sistemi üzerindeki mutlak etkisini gösteren en önemli kanıttır. Keza yıllar boyunca açıklanamayan kısırlık nedeni ile çocuk sahibi olamayan bir çift tedavi sonrasında gebelik ve doğum elde ettikten sonra bir anda sihirli bir değnek değmiş gibi kendiliğinden gebelikler başlar. "Biz çocuk sahibi olabiliyormuşuz" psikolojisi bir anda daha önce gerçekleşen hata ne ise ortadan kaldırmakta ve gebelik kolaylaşmaktadır. Yine bu durum da stresin etkin rolünü çok güzel ortaya koymaktadır.
Toplumun, çevrenin çift üzerindeki baskısı da hiçbir zaman ihmal edilemeyecek bir etki göstermektedir. Çifti içinde bulundukları sosyal çevreden izole etmek mümkün değildir ve ne yazık ki hemen her zaman çevrenin etkisi olumlu değil olumsuz yönde olmaktadır. Çifti başarısızlık, yetersizlik ve eksiklik psikolojisine iter, çift bu konunun gündeme geleceği korkusu ile sosyal çevresine karşı bir reaksiyon oluşturur.
Ne var ki ne doktorların telkinleri ne de çevredeki olumlu destek veren dostların telkinleri çiftin psikolojisini desteklemeye tam olarak yetmez. Burada en önemli güç çiftin bu problemi beraber göğüslemesi, birbirini suçlamadan, destekleyerek, güç vererek bu yolda sabırla çaba göstermelidir. Hiçbir dış etken çiftin kenetlenmesinden daha güçlü bir fayda vermeyecektir.
Açıklanamayan Kısırlıkta ilk yaklaşım nasıl olmalıdır?
Bu durumdaki çiftlerin öncelikle kendiliğinden gebelik şanslarının azalmış olmakla birlikte devam ettiği önemle vurgulanarak çiftin derin karamsarlığa kapılması engellenmelidir. Keza tanı veya tedavi sürecinde bazı çiftler kendiliğinden gebelik elde etmektedirler. Bu nedenle kendiliğinden gebelik için dikkat etmeleri gereken siklus günleri, şanslarının yüksek olduğu dönemler tekrar anlatılmalıdır.
Stres faktörünün bu tabloda çok net bir etkiye sahip olduğu vurgulanmalıdır. Stresle baş edebilmenin en önemli yolu olan çiftin birbirine desteği vurgulanmalı, bu konuda cesaretlendirilmelidirler.
Siklus düzeni yeniden gözden geçirilerek gebelik açısından en şanslı dönemin hangi aralıkta olduğu belirlenir. Her ay gebelik açısından şanslı günlerin takip edilmesi bu dönemde ilişki gerekliliği bir zaman sonra çiftler arasında cinsel ilişkinin zamanlı programlı bir görev, bir zorunluluk haline dönüşmesine yol açmaktadır. Bu durum da çift arasındaki ilişkiyi kötü yönde etkilemekte, çiftler arasında cinsel işlev bozukluklarından evlilik problemlerine kadar varabilen sıkıntılar yaratmaktadır. Çift bu konuda da rahatlatılmalı, gebelik için bu döneme denk gelen tek bir ilişkide bile elde edilebileceği bilgisi verilmesi, ilişkinin bir görevden çıkartılarak çiftin mutluluğu, cinsel yönden sağlığı ve tatmini ile ilişkili bir hale kavuşması için gerekli değişiklikleri yapmaları teşvik edilmelidir.
12 ay süre ile gebelik elde edilmeyen bir çift için gerekli tetkikler yapıldıktan ve açıklanamayan kısırlık tanısı konulduktan sonra acele etmeden, panik yaratmadan ama çok da gecikmeden olası tedaviler birlikte tartışılmalıdır.
Tedavi seçenekleri nelerdir?
1. Aşılama tedavisi
Aşılamada amaç yumurta ile spermin doğru zamanda bir araya gelmesini sağlamaktır. Yumurta gelişimini uyaran haplar veya iğneler yardımı ile yumurtalıklardan bir veya iki tane yumurtanın büyümesi sağlanır. Yumurta belirli bir boyuta ulaştığında yine bir enjektabl ilaç yardımı ile çatlaması (ovulasyon) sağlanır. Bu dönem gebelik şansın en yüksek olacağı zamandır. Ovulasyon dönemi yakın bir saatte spermler alınarak yıkama işlemine tabii tutulur, aralarından en hızlı ve sağlıklı olanlar konsantre edilerek rahim içerisine verilir.
Açıklanamayan kısırlık olgularında aşılama ile gebelik şansının %15 civarında olduğunu görmekteyiz. Diğer bir deyişle aşılamaya giren her 10 çiftten bir veya ikisi gebelik elde edebilmektedir. Üç aşılama uygulaması sonrasında çiftlerin %35-40 kadarı gebelik şansına kavuşmaktadır.
Aşılama tedavisinin avantajı kolay, ucuz ve bu nedenle daha kolay tekrarlanabilir bir tedavi olmasıdır. Daha az ilaç kullanılmakta ve daha az takip gerektirmektedir. Dezavantajı ise uygulama başına gebelik şansının çok yüksek olmaması ancak tekrarlar sayesinde belirli bir seviyeye ulaşabilmesidir.
Üç aşılama tedavisi sonrasında gebelik elde edilemeyen çiftlerde tüp bebek tedavisine geçmek daha mantıklı olacaktır. Ancak bu mutlak bir kural değildir. Aşılama tedavisine başlayan bir çift istediği bir zaman tüp bebek tedavisine geçmeyi tercih edebilir. Hiçbir çift 3 aşılama için zorlanmamalıdır. Aşılama tedavisine inancını kaybetmiş bir çiftte sırf sayıyı doldurmak amacı ile tedavi tekrarı çok yanlış olacaktır.
2. Tüp bebek tedavisi:
Tüp bebek tedavisinde, aşılamaya benzer şekilde yumurtalıklar ilaçlar ile uyarılarak çok sayıda yumurta büyümesi sağlanır. Daha çok ilaç kullanımı gerektirir ve takipler daha sıktır. Yumurtalar belirli bir büyüklüğe ulaştığında ince bir iğne yardımı ile vajinal ultrasonografi eşliğinde yumurtalar alınır. Laboratuvar ortamında mikroskop altında her bir yumurtanın içerisine bir sperm yerleştirilir (mikroenjeksiyon). Elde edilen embriyolar bir süre takip edilerek içlerinden en sağlıklı 2 tanesi seçilerek anne rahmine transfer edilir.
Tüp bebek ile açıklanamayan kısırlık olgularında %55-60 oranında gebelik elde etmek mümkündür. Anne yaşı genç ise gebelik şansı artarken ilerleyen yaş ile birlikte gebelik şansı azalır.
Çok sayıda embriyo elde edildiği taktirde transfer edilmeyen embriyolar dondurularak yedek bir gebelik şansı için saklanabilir.
Tüp bebeğin dezavantajı daha masraflı olması, daha çok ilaç ve takip gerektirmesidir. Avantajı ise uygulama başına gebelik şansının daha yüksek olmasıdır.
Tedavide hangi sıra izlenmelidir?
Kısırlık süresi 4 yıldan kısa ise anne adayının yaşı da 35'in altında tedavide ilk tercih aşılama olmalıdır. Anne yaşı 35'in üzerinde ise yine ilk olarak aşılama yapılabilir ancak aşılamaların sayısı artmadan tüp bebek tedavisine geçiş düşünülmelidir. Daha çok kısa bir süre için kendiliğinden gebeliği deneyen ama başarılı olamamış bir çiftte hemen tüp bebek tedavisine sarılmak çok doğru bir yaklaşım değildir. Günümüzde tüp bebek kararının çok kolay verildiğini görüyoruz. Tüp bebek imkanı çift için her zaman korunabilir ancak öncelikle kolay tedavileri denemek, başarılı olmazsa çifti bu zahmetli yola sokmak daha iyi niyetli bir davranış olacaktır.
Kısırlık süresi 4 yıldan uzun veya anne adayının yaşı 40 ve üzerinde ise direkt tüp bebek daha akıllıca bir yaklaşım olacaktır.
Tedavi tercihlerine çift ile birlikte karar verilmelidir. Burada yanlış veya doğru yoktur. Hekim, çift ile olasılıkları tartışarak birlikte bir tedavi programı yapmalı, başarısız her tedavi sonrası bir araya gelerek yeniden bir değerlendirme yapılmalıdır.
Bu konuyla ilgili diğer makaleler:


Daha Fazlası: http://www.tupbebek.com/kisirlik-nedenleri/aciklanamayan-kisirlik##ixzz2GZ9V4ewN

Polip Nedir? Kısırlığa Yol Açar mı?


Polip Nedir?
Polip kaynağını mukozadan alan rahim içinde veya rahim ağzında bulunan et beni şeklindeki tümörlere verilen addır. Polipler genel olarak iyi huylu tümörlerdir. Tek veya birden fazla olabilir. Bir polip saplı (mukozaya ampul şeklinde bir sapla bağlı) veya geniş tabanlı olabilir.
Polip belirtileri nelerdir? Polipler kısırlığa yol açar mı?
Polipler çoğu zaman hiç bir belirti vermez. Bu durumda çoğunlukla rutin jinekolojik muayene esnasında tesadüfen görülürler. Ancak bazen adetlerin uzun ve pıhtılı olması polip şüphesi yaratır. Adet dışındaki vajinal kanamalar da önemli bir belirtidir.
Poliplerin bir diğer önemli belirtisi de kısırlıktır. Polip rahim içinde yer kaplayan bir lezyon olarak embriyonun yerleşmesine engel olabilir.
Polip Tanısı Nasıl Konulur?
Polip tanısı en sık ultrason ile konulmaktadır. Ultrasonda rahim içini döşeyen dokunun kalın ve düzensiz olması polip şüphesi yaratır. Bu durumda sono-histerografi (SHG) denilen bir tanı yöntemi uygulanır. Bu yöntemde rahim ağzından girilen ince bir kataterle rahim içine az miktarda serum verilir. Serum rahim içini genişlettiğinden poliplerin kolayca görünmelerini sağlar. Bu yöntemin işe yaramadığı durumlarda histeroskopi ile kesin tanı koymak mümkündür.
Polip Tedavisi Nasıl Yapılır?


Daha Fazlası için Tıklayın

Vajinit: Vajinal Enfeksiyon ve Vajinal Akıntı



Normal Vajinal Flora Nasıldır?
Üreme çağındaki kadınların normal vajinal florasında pek çok aerobik ve anaerobik bakteri bulunur. Vajinada bulunan bakteri kolonisinin fonksiyonu ve nedeni bilinmemektedir ama bu bakteri türleri için üst üreme yollarına açılan bir yol olduğu bilinmektedir. Bu organizmalar canlılıklarını sürdürebildikleri ve vajinanın enfeksiyon engelleyici yeteneğinin olmadığı yerlere yerleşirler.
Vajina birçok toksik maddeden korunmak için lökosit proteaz inhibitörünü salgılar. Bu protein, dokuları toksik, inflamatuar maddelere ve enfeksiyonlara karşı korur.
Tipik olarak vajina pH'ı 4 ile 4,5 arasındadır. Sağlıklı vajina mukozasında bulunan glikojenin, vajina ekosisteminde bulunan birçok bakteri türü için besin kaynağı olduğu düşünülmektedir. Menopozdan sonra vajina epitel hücrelerinde bulunan glikojen içeriği azalmakta ve bu da vajina pH'ının değişmesine neden olmaktadır. (6-7,5 pH)
Vajinanın normal dengesi neden bozulur? Vajinit neden olur?
Az miktarda berrak veya bulanık beyaz sıvı akışı kadının vajinasında normal bir durumdur. Bu sıvı vajina dokusunu ıslak ve sağlıklı tutar. Normal durumlarda vajinada bakteriler ve mantarlar gibi çeşitli organizmalar denge içinde bulunur ve normal işlev görür. Ancak antibiyotik kullanımı, menstrüal siklus (adet döngüsü), hormonal dengedeki değişiklikler, gebelik, vajinal duşlar, menopoz, histerektomi gibi bazı faktörler vajinanın normal dengesini bozabilir. Vajina ekolojisindeki herhangi bir ögenin değişmesi çeşitli türlerin görülme sıklığını değiştirebilir. Gardnerella vajinalis, ureaplasma urealitikum gibi anaerobik türlerin, mantarların ve diğer türlerin vajinal florada aşırı artışı vajinite (vajinal enfeksiyon) neden olur.
Vajinit terimi vulvada yanma, duyarlılık ya da kaşıntıyla birlikte anormal vajinal akıntı yakınması olan kadınlardaki tanıyı ifade eder. Hastalar için jinekolog başvurularında en sık görülen nedenlerden biridir.
En sık görülen vajinit türleri nelerdir?


Daha Fazlası: http://www.tupbebek.com/makaleler/jinekoloji/vajinit-vajinal-enfeksiyon-ve-vajinal-akinti#ixzz2GUbgHvXQ

hurlist