tesa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tesa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2012 Pazar

Kısırlık Çözümsüz Değildir...4 (Yazı dizisi)


Günümüzde kısırlık geçmişe göre daha sık görülüyor. Bu da 'insanoğlunun üreme potansiyeli azalıyor mu' sorusunu akla getirmekte. Cevap kesin olmamakla birlikte muhtemelen bu düşüncenin doğruluk payı var.
Kadının geçmişe göre daha geç yaşlarda evlenmesi, cinsel yolla bulaşan hastalık oranlarının yükselmesi ve nedeni bilinmemekle birlikte erkekte sperm sayısının global olarak azalması bu durumun nedenleri olabilir.
Sperm sayılarındaki azalma ilginç bir gözlem olarak ortaya çıkıyor. Gerçekten de son 15-20 yılda tüm dünyada yaygın olarak sperm sayılarında bir azalma eğilimi dikkati çekmektedir. Bu durumun çevresel kirlenmeden mi yoksa modern yaşamın getirdiği stresten mi kaynaklandığı belli değildir.
Sevindirici olan ise üreme potansiyeli üzerindeki bunca olumsuzluğa karşın, yardımcı üreme tekniklerindeki gelişmeler ve buna bağlı olarak artan başarı oranlarıdır. Yine modern insanın kısırlığı tabu olmaktan çıkarması ve tedavi alternatiflerini bilinçli bir şekilde değerlendirmesi de kayda değer bir ilerlemedir.
Kısırlık nedeni araştırıdığında, menisinde hiç sperm olmadığı gözlenen bir erkekte bile TESA adı verilen 'cerrahi yolla sperm arama' yöntemi ile sperm bulunma şansı var. Daha sonra da mikroenjeksiyon adı verilen ve erkek kısırlığında devrim sayılan bir tüp bebek yöntemi ile erkekten elde edilen tek bir sperm hücresi, kadından elde edilen yumurtanın içerisine saç kılından daha ince bir iğne yardımıyla mikroskop altında enjekte ediliyor ve döllenme sağlanıyor.
Günümüzde cerrahi yolla sperm arama ve mikroenjeksiyon yöntemleri sayesinde pek çok çift kendi çocuklarına sahip olma hayalini gerçekleştirebiliyor.
Kısırlık Çözümsüz Değildir yazı dizimizin dördüncü bölümünde Dr Senai Aksoy menisinde hiç sperm bulunmayan erkeklerde (azospermi) cerrahi yolla sperm aramayı (TESA) anlatıyor:
Üremeye yardımcı tedaviler alanında, tüp bebekten sonraki en önemli gelişme kuşkusuz mikroenjeksiyon yöntemi ve cerrahi yolla sperm arama (TESA) işlemidir. Menisinde hiç sperm olmayan bir erkeğin testislerinden ameliyatla sperm bulunması ve bu spermle mikroenjeksiyon yöntemi kullanılarak gebelik elde edilmesi tüm dünyada çocuk sahibi olması olanaksız gibi gözüken binlerce erkek için umut oldu.
Erkeğin menisinde hiç sperm olmaması (Azospermi) nedir, neden olur?
Bir erkeğin menisinde hiç sperm olmaması azospermi olarak adlandırılır ve değişik nedenlere bağlı olabilir.
Bunların bir kısmı sperm kanallarının tıkanıklığına bağlıdır. Böyle bir durumda testislerde sperm üretimi vardır ama varolan spermler kanallardaki tıkanıklık nedeniyle meniyle dışarıya atılamaz. Bu durumda tıkanıklığa bağlı sperm olmamasından (obstrüktif azospermi) söz edilir.
Tıkanıklığa bağlı azospermi olgularında ince bir iğneyle tıkalı olan kanallara ya da testis dokusu içine girilerek küçük parçalar alınır. Bu parçalar içinde sperm bulma oranı %100'e yakındır.
Tıkanıklığa bağlı olmayan durumlardaysa (non-obstrüktif azospermi) testislerde sperm üretimi ya hiç yoktur ya da belirli alanlarda çok sınırlı sayıda olur. Non-obstrüktif azosperminin altında yatan neden genetik olabileceği gibi ergenlik döneminde geçirilmiş enfeksiyonlar da rol oynayabilir.
Böyle bir durumda testis biyopsisi tedavide yol göstermesi açısından oldukça yararlıdır.
Cerrahi yolla sperm arama nasıl yapılır?
Menisinde hiç sperm olmayan erkeklerde cerrahi yolla sperm arama işlemi yaklaşık 15 - 45 dakika kadar sürer ve kişi ertesi gün büyük ölçüde normal hayatına dönebilir.
Sperm iğneyle kanallardan alınabilir (PESA), iğneyle testisin içinden alınabilir (PTSA) ya da ameliyatla testisten alınabilir (TESA veya TESE). PESA ve PTSA lokal anestezi eşliğinde yapılabilirken TESA çoğu zaman genel anestezi altında yapılır.
Bu yöntemle sperm bulunamazsa ne yapılır?
Ameliyatla sperm bulunamaması durumunda izlenecek yol biyopsi sonucuna göre değişir. Eğer yeni bir denemede de sperm bulma şansı yoksa bu durumda sperm bankalarına başvurmak şu an için geçerli tek yöntem. Ancak bu uygulama ülkemizde yasal değildir.
Öte yandan hastaların önemli bir kısmında yeniden deneme için umut verici sonuçlar elde etmek mümkün. Böyle bir durumda birkaç ay sonra yeni bir deneme yapılabilir.
Cerrahi yolla sperm arama girişiminin başarı oranı nedir?
Testis dokusu içinde binlerce küçük tüp benzeri yapı vardır. Bu yapılarda sperm üretimi değişik aşamalarda devam eder. Bazı tübüllerde hiç üretim olmazken bazılarında az sayıda sperm olabilir.
İşte cerrahi sperm arama yöntemlerinin altında yatan mantık budur. Testisin değişik bölgelerinden alınan çok sayıda parça incelendiğinde sperm hücresi bulunabilir. Bu yöntemde sperm bulma olasılığı altta yatan nedene bağlı olarak %25-60 arasında değişir.
Son yıllarda uygulanmaya başlanan mikro-TESA yöntemiyle bu işlem mikroskop altında yapılarak başarı şansı daha da arttırılmaktadır.
En yüksek başarı sperm üretiminin çok azaldığı 'hipospermatogenez' olgularında yakalanırken, genetik bozukluğa bağlı durumlarda şans en az olur.
Bir azospermi olgusunda daha önceki denemelerde sperm bulunmuş olması daha sonraki denemelerde de her zaman sperm bulunacağını garanti etmez. Ama çoğu zaman başarı sağlanır. Benzer şekilde daha önce ameliyatla sperm bulunamamış kişilerde de biyopsi sonucuna göre yeni bir denemede sperm bulma olasılığı mevcut.
 Bir kez sperm bulunduğunda bunun testisten ya da meniden bulunmuş olması mikroenjeksiyonun başarı oranları üzerinde önemli bir etki yaratmaz. Bir başka deyişle spermin meniden, kanallardan ya da direkt olarak testis içinden alınması gebelik oranlarını ve sonuçlarını değiştirmez.


Daha Fazlası: http://www.tupbebek.com/makaleler/kisirlik/kisirlik-cozumsuz-degildir4-yazi-dizisi#ixzz2CZBal3Dy

14 Kasım 2012 Çarşamba

Kısırlık Çözümsüz Değildir...3 (Yazı Dizisi)


Yeni evlenen ve çocuk sahibi olmayı isteyen çiftlerin ortak yanılgısı istedikleri anda, hatta belki balayında gebe kalabileceklerini düşünmeleridir. Pek çok filmde ve romanda kahraman tek bir ilişki ile ya da bebek istediği anda gebe kalabilirken gerçek hayatta durum bu değildir.
Hiçbir sağlık problemi olmayan tamamen normal bir çifti ele aldığımızda, kadının tek bir adet döneminde, her gün ilişkide bulunsalar bile, gebe kalma olasılığı sadece %25'tir. Tek bir dönemde %25 olan gebelik elde etme şansı bir yılın sonunda %85'e çıkar. Yani bir yıl sonunda her 100 çiftten 85'inde gebelik elde edilecektir. Geri kalan 15 çift ise kısırlık ile karşı karşıya demektir.
Tanım olarak, en az 1 yıl herhangi bir korunma yöntemi uygulanmaksızın haftada 2-3 kere girilen cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilmemesi infertilite yani kısırlık olarak adlandırılmaktadır.
Bu asla normal yollardan gebe kalamazsınız demek değildir ancak istatistiksel anlamda bakıldığında şans azalmış olmaktadır. Artık tıbbi yardıma ihtiyacınız vardır.
Pek çok çift infertiliteyi çekinecek hatta utanacak bir durum olarak görür ve kendilerini yalnız hissederler. Oysa tüm dünyada pek çok çift aynı problemi yaşamaktadır ve bunların önemli bir kısmı çok basit tedavilerle gebe kalabilmektedir.
Burada çiftleri kısıtlayan kısırlığın her zaman önemli bir problem olmasına rağmen acil olarak görülmemesinde yatmaktadır. Genelde kişiler doktora gitmeyi herhangi bir bahanenin arkasına saklayarak ertelemekte ve sürekli gelecek ay demektedirler. Oysa hayatta zaman dışında her şeyin telafisi mümkündür.
Kısırlık tanı ve tedavisi için geldiğinizde sizi nelerin beklediğini bilmek, yaşadığınız stresi azaltmaya yardımcı olacaktır.
'Kısırlık Çözümsüz Değildir' yazı dizimizin bu bölümünde erkek için uygulanacak tanı aşamalarından bahsedeceğim:
Erkekte Kısırlık Nasıl değerlendirilir?
Erkek kısırlığı dört aşamada değerlendirilir:
1. Erkeğin Öyküsü:
Öykü, erkek kısırlığının tanımlanmasında ve sebebin belirlenmesinde çok önemli bilgi ve ipuçları verebilir. Örneğin çocukluk çağı hastalıklarından inmemiş testis, ileride sperm yapımını olumsuz yönde etkileyebilecek bir problemdir.
Öykünün alınması sırasında sorulacak sorular nelerdir?
-Kısırlık Öyküsü (Kısırlık süresi, önceki gebelikler, daha önce yapılan tedaviler, eşin tetkik ve tedavisi )
-Cerrahi Öykü (Travma, kaza, yaralanma, fıtık onarımı, inmemiş testislerin skrotuma indirilmesi operasyonu, kanser veya torsiyon sebebiyle testisin alınması, prostat rahatsızlığı veya darlık nedeniyle transüretral cerrahi)
-Cinsel Öykü (Gecikmiş ergenlik nedeniyle araştırma, iktidarsızlık, kayganlaştırıcı kullanımı, cinsel ilişki zamanlaması veya sıklığı)
-Enfeksiyon Öyküsü (Son 3 ay içerisinde geçirilmiş ateşli hastalık, cinsel yolla bulaşan hastalık: bel soğukluğu, frengi, HPV gibi, kabakulak orşiti, verem)
-Kimyasal Madde veya Radyasyon Öyküsü ( Kemoterapi, radyoterapi, mesleki nedenlerle maruz kalma: zirai ilaçlama, kimyasal madde üretimi, radyoaktif madde üretimi, depolaması veya sevki gibi)
-Sistemik Hastalık Öyküsü (Diabet, kan dolaşım bozukluğu, sık solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, koku alamama, kronik baş ağrısı, görme bozuklukları gibi şikayetler, göğüslerde anormal büyüme (jinekomasti))
-İlaç Kullanımı (Steroidler, anabolizan ilaçlar (vücut geliştirici), tıbbi ilaçlar)
-Alışkanlıklar (Sigara, alkol)
-Aile Öyküsü (Kısır erkek veya kız kardeş, baba tarafında kısır bireyler, yardımcı üreme teknikleri tedavisi görmüş yakın akraba)
Erkeğin Öyküsü Doğurganlığını Nasıl Etkiler?
Sorgulanan bu faktörlerden bir veya birden fazlasının varlığının saptanması, erkeğin tedavisi için bir umut ışığı doğuracaktır.
Daha önce belirttiğim gibi, sperm yapımındaki problemlerin sebebi çoğu zaman tanımlanamamakta, bu nedenle de sperm yapımını düzeltecek tedaviler yapılamadığından, eldeki spermleri en iyi şekilde nasıl değerlendirileceği düşünülmektedir. Bu da çoğu zaman mikroenjeksiyon gibi yardımcı üreme teknikleri ile olmaktadır.
Yardımcı üreme teknikleri aşamasına gelmeden daha önce bir sebebin belirlenebilmesi ve bu sebebin düzeltilerek sperm yapımının normal seviyeye çıkartılabilmesi daha büyük bir başarı olacaktır. Dolayısıyla, sperm yapımını olumsuz yönde etkileyen sebebin araştırılması büyük önem taşımaktadır.
Eğer düzeltilebilir bir sebep bulunabilirse ilk önce bu problemin düzeltilmesi yoluna gidilerek çift yardımcı üreme teknikleri gibi pahalı ve zahmetli yöntemlerden korunmalıdır.
Örneğin geçirilmiş cerrahi girişimler veya enfeksiyon hastalıkları, kanallarda tıkanıklığa dolayısıyla da sperm üretimi ve üretilen spermin dışarıya naklinde problemlere yol açabilir. Aynı şekilde mesane boynuna yapılan girişimler meninin dışarıya değil mesane içerisine boşalmasına neden olabilir. Tıkanıklık saptanan hastalarda cerrahi, bir alternatif olarak düşünülebilir. 

Erişkin yaşta geçirilen bir kabakulak enfeksiyonu eğer testisleri de etkilerse, şiddetli testis doku hasarına yol açabilir. 39 - 40°C ye kadar yükselmiş bir ateşli hastalık ya da viremi testiküler fonksiyonu bozduğu için sperm üretimi geçici olarak duraksayabilir. Yeni bir semen analizi ve doğru sonuç alınabilmesi için bu durumda yaklaşık 3-6 aylık bir sürenin geçmesi gerekecektir. 
 Kemoterapi veya radyoterapi uygulamaları da spermatogenezi ancak 4-5 yılda normale dönmekte veya kalıcı olacak şekilde bozulabilmektedir. Böyle bir durumun bilinmesi hastanın bilgilendirilmesi ve tedavi şeklinin belirlenmesi açısından önem taşır, ayrıca böyle bir hasta da tedaviden önce meni örneği alınarak spermlerin dondurulması gelecekte fertilitenin devamı açısından çok önemlidir. Bir çok ilacın (örneğin nitrofurantoin, simetidin, sulfasalazin, alkol, kokain, nikotin, marihuana ve kafein gibi) sperm yapımını olumsuz yönde etkiledikleri bilinmektedir. Yine sporcuların sık kullandıkları anabolizan ilaçlar, hormonal mekanizmayı etkileyerek sperm yapımını bozabilirler.
2. Erkeğin Fizik Muayenesi:
Fizik muayene, sperm yapımındaki problemin sebebini belirlemek için gerçekleştirilir. Penis, skrotum, testisler, epididim ve vaz deferens değerlendirilerek şu konular incelenir:
-Peniste doğuştan veya sonradan geçirilen bir cerrahi operasyona bağlı, fonksiyon kaybı oluşturabilecek şekilsel rahatsızlıklar
-Skrotumda testislerin varlığı veya inmemiş testis
-Testislerin boyutları ve kıvamı
-Vaz deferensin varlığı veya yokluğu
-Epididimlerde şişlik ve hassasiyet
-Varikosel varlığı ve derecesi değerlendirilir.
Testislerin skrotumda olmadığı durumda (cerrahi ile çıkartılmadı ise) inmemiş testis durumu söz konusudur. Testisin anne karnında gelişim sürecinde, karın içerisinden skrotum içerisine inmesi beklenir. Bazı erkek çocuklarında bu olay anne karnında değil çocukluğun erken yaşlarında gerçekleşmektedir. Testisler vücut dışında, skrotum içerisinde yer aldıklarından daha soğuk bir ortamda bulunmaktadır. Karın içerisinde uzun süre kaldıları takdirde, erişkin yaştan sonra skrotum içerisine indirilseler dahi sperm üretimi gerçekleştirmemektedirler. Ayrıca karın içerisinde kalan testislerde uzun dönemde kanser gelişimine yatkınlık olduğu bilinmektedir. Bu nedenle inmemiş testislerin varlığının saptanması erkek için hem infertlite hem de genel sağlığı için oldukça önemlidir.
Testislerin hacminin değerlendirilmesi önemlidir. Testis hacminin azalmış olması, çoğunluğu seminifer tübüllerin oluşturduğu bu alanlarda büyük oranda sperm üretiminde azalma olduğunu düşündürür. Azospermik (menide sperm gözlenmeyen) erkeklerde testisten sperm bulunması şansı, testis hacmi ile orantılıdır. Bu nedenle muayenede testis boyutlarının bilinmesi oldukça önemlidir. Testisin uzun aksı 4 cm cıvarında olmalıdır. Testis normal hacmi ortalama 20 ml cıvarında olmalıdır.
Varikosel mutlak incelenmesi gereken bir diğer önemli patolojidir. Varikosel muayenesi sırasında ayağa kalkarak karın içi basıncını arttıracak şekilde öksürmek veya ıkınmak gerekebilir. Varikosel tanısı için renkli doppler ultrasonografiden de yararlanılabilir. Ultrasonografi ile damar çapının 3 mm'den fazla olması ve damardan reflünün yani geri akımın gösterilmesi ile tanı pekiştirilebilir.
Semen analizi, erkeğin aktif sperm üretimi ile ilgili en faydalı bilgiyi verecek olan testtir.
Semen analizinin doğru bir şekilde yapılması için en önemli şart, cinsel perhiz süresinin doğru bir şekilde ayarlanmasıdır. En ideal analiz, 3 veya 4 günlük bir cinsel perhizi takiben gerçekleştirilecektir. Perhiz süresinin uzaması sperm sayısının aldatıcı şekilde artması ve hareketliliğin azalmasına, çok kısa olması ise sayının azalması ve hareketliliğin artmasına yol açacak, her iki şekilde de yanıltıcı bilgilere sebep olacaktır.
Semen analizi için örnek verirken, yanlış sonuçlara yol açmamak için dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
-Cinsel perhiz süresini doğru olarak görevlilere bildirmek ilk esastır. Çeşitli sebeplerle ideal perhiz süresi dışında analiz yapılması gerekiyorsa, perhiz süresinin uzunluğu, analizi yorumlayan kişiye yol gösterecektir.
-Örnek vermeden önce eller ve penis sabunlu su ile yıkandıktan sonra bol su ile durulanmalı ve kağıt havlu ile tamamen kurulanmalıdır.
-Semen örneğini vermeden hemen önce mutlaka idrarın tamamı tuvalete yapılmalıdır. Bu işlem bakterilerin, verilecek semen örneğine bulaşmasına engel olacaktır.
-Kayganlaştırıcı herhangi bir madde (sabun, yağ, vazelin, tükrük vs) kullanılmamalıdır.
-Örneğin verileceği kaplar sterildir. Kabın veya kapağın iç kısmına dokunulmamalıdır.
-Gelen meni örneğinin tamamının kabın içerisine verilmesi önemlidir. Eğer yanlışlıkla bir kısmı dışarı kaçtı ise bu durum mutlaka görevlilere bildirilmelidir.
-Hastanede gösterilen odada örnek vermek mümkün olmuyor ise bu durum doktora veya görevlilere bildirilmelidir.
-Eğer eşin yardımı gerekiyorsa, hastanedeki odalardan biri tahsis edilebilir. Eşin yardımı ile cinsel ilişki sonrasında verilecek örnekler, içerisinde bazı mikroorganizmaların (bakteri, mikrop) bulunması ihtimali nedeni ile tercih edilmemektedir. Bunun için özel bazı prezervatifler kullanılmaktadır. İnsan derisinde, anüs, makat bölgesinde ve cinsel organları civarında bol miktarda mikroorganizma bulunmaktadır. Bu mikroorganizmaların özellikle tüpbebek veya mikroenjeksiyon yapılacağı gün verilen örneğe bulaşması, yapılacak işlemin başarısız olması ile sonuçlanabilir. Bu nedenle eşin yardımı ile örneği verirken beraberinde bu mikroorganizmaların bulaşmasına sebep olabilecek temaslardan kaçınılmalıdır.
-Eğer hastane dışında örnek verilmesi söz konu ise, şu şartlarda verilmesi ve taşınması uygundur: sperm verme sırasında örneğe mikrop bulaşması ihtimalini düşünerek yukarıda sözü edilen durumlara dikkat edilmelidir. Örnek en fazla 20 dakika içinde, vücut sıcaklığına yakın ısıda (kış aylarında koltuğunuzun altında) ve güneş ışığı görmeyecek şekilde laboratuara ulaştırılmalıdır.
Semen analizinde değerlendirilen spermlerin yapımı 2-2.5 ay öncesine dayanır. Bu dönem içerisinde yaşanacak ateşli bir hastalık, ağır stres veya yorgunluk sperm yapımını belirgin derecede etkileyebilir. Bu nedenle tek bir semen analizi ile bir erkek hakkında karar vermemek gerekir.
Sperm kriterlerinde farklı analizlerde çok belirgin dalgalanmalar görülebilmektedir. Önemli olan bir erkeğin genel ortalamasının ne olduğunun belirlenmesidir.
Semen analizinde değerlendirilen temel kriterler ve bu kriterler için kabul edilen normal değerler nedir?
Meni hacmi: 1.5-5.0 ml
Sperm sayısı: 20 milyon/ml'den fazla
Hareketlilik: %60'ın üzerinde
İleri hareketlilik: 2'den büyük (1-4)
Normal şekilsel yapı: 4'ten büyük veya %60'tan fazla
Semen analizi sonucunda saptanabilecek bulgular nelerdir?
Oligospermi: Sperm sayısının düşük olması
Astenospermi: Sperm hareketliliğinin düşük olması
Teratospermi: Sperm şekilsel yapısının yüksek derecede anormal olması
Oligo-astenospermi: Sperm sayı ve hareketliliğinde problem
Asteno-teratospermi: Sperm hareketliliği ve şeklinde problem
Oligo-asteno-teratospermi: Sperm sayı, hareketlilik ve şeklinde problem
Şiddetli oligo-asteno-teratospermi: Sperm sayısının 5 milyon/ml'den az olması (neredeyse her zaman hareket ve şekilsel problem eşlik eder)
Azospermi: Menide hiç sperm gözlenmemesi
Virtual azospermi: Kişiye ait bazı örneklerde çok az sayıda sperm saptanırken, bazı örneklerde ise hiç sperm görülmemesi
Total immotil sperm: Spermlerde hiç hareketlilik gözlenmemesi
Initially immotil sperm: İlk incelemede spermlerde hiç hareketlilik gözlenmezken, çeşitli işlemler sonrası hareket gözlenmesi
4. İleri Testler:
Sperm kriterlerinde problem saptandığında, sebebin belirlenmesine yönelik olarak bazı ileri testler gerçekleştirilebilir.
Hormonal testler, daha önce belirtmiş olduğumuz, hipotalamustan başlayıp testislerde sonlanan hormonal sistemin değerlendirilmesi amacını taşır. 

Bu testlerde şu hormonların seviyeleri belirlenir:
-FSH
-LH
-Total veya serbest testosteron
-Prolaktin
Bu dört hormona ait düzeyler bize hormonal sistemin nasıl çalıştığını göstermektedir. Hormonların normalden düşük veya yüksek olmaları bize hatanın nereden kaynaklandığını veya problemin ne seviyede olduğu konusunda bilgiler verebilmektedir.
Örneğin FSH ve LH hormonu çok düşük olan erkeklerde, hormonal uyarının eksikliğine bağlı olarak sperm yapımının olmadığı saptanabilir. Böyle bir durumda dışarıdan ilaçlar vasıtası ile hormonal takviye yapıldığında sperm yapımı yeniden başlatılabilir.
Bunun aksine menide sperm saptanmayan, FSH değeri çok yüksek, testosteron düzeyi ise düşük çıkan bir erkekte, bu kadar yüksek hormon uyarısına karşın sperm ve testosteron üretilmemiş olması, testislerde ciddi bir harabiyet olduğunu düşündürmektedir.
Renkli Doppler ultrasonografi, testiste ve çevresinde yer alan damarlardaki kan akımının değerlendirilmesini saplar. Özellikle varikosel varlığının ve derecesinin belirlenmesinde faydalı olmaktadır. Örneğin ultrasonografide varikosel damarlarına ait kistik genişlemeler, renkli ultrasonografi ile teyid edilmekte, kan akımı ölçülerek akımın belirli noktalarda yavaşladığı veya geri akımın başladığı tesbit edilmektedir.
Sperm fonksiyon testleri, semen analizi sonucunda eksik kalan bazı bilgileri tamamlayabilmektedir. Bu testler; sayı, hareket veya şekil açısından normal veya normale yakın değerlerde saptanan spermlerin DNA olgunluğu, yumurtaya bağlanma kapasitesi ve dölleme yeteneği açısından vs. değerlendirilmesini sağlar.
Genetik testler, sperm üretimindeki problemin altında yatan sebebin genetik kaynaklı olup olmadığını belirlemektedir.

Kısırlık çözümsüz değildir...2


Bundan 10-15 yıl önce kesinlikle çocuk sahibi olamayacakları söylenen çiftlerin pek çoğunda günümüz teknikleri ile artık gebelik elde edebilmekteyiz. Yardımcı üreme tekniklerinde son yıllardaki bu gelişmeler, çocuk sahibi olmakta güçlük çeken birçok çiftin derdine derman olmaktadır.
Unutmayın, kısırlık bir sakatlık veya utanılması gereken bir eksiklik değildir! Herhangi bir diğer hastalık gibi zamanında uzmanına başvurulduğunda çözülebilen bir durumdur.
Evli çiftlerin yaklaşık %15'inin çocuk sahibi olmakta güçlük çektiklerini ve bu çiftlerin yaklaşık yarısında bu güçlüğün ardında yatan sebebin erkek faktörü olduğunu bilmekteyiz. Erkek kısırlığı karşımıza basit sperm hareketliliği problemi gibi çok hafif problemlerden, testiste sperm yapımının tamamen kaybı gibi çok ciddi problemlere kadar uzanan çok geniş bir yelpaze ile çıkmaktadır.
Erkekte üreme hücreleri, organlar ve bu organların çalışma sistemlerini gözden geçirmek, kısır bir erkekte nasıl bir yol izlediğimizin anlaşılmasına yardımcı olacaktır:
Erkek Üreme Organları Nasıldır?
Erkekte sperm yapımından sorumlu olan organ testislerdir. Testisler, vücut dışında , skrotum olarak adlandırdığımız çok katlı kas tabakasından oluşan bir kese içerisinde yer alırlar. Bu yerleşim nedeniyle testislerin sıcaklığı, vücut sıcaklığından daha düşüktür.
Testislerin iki temel görevi vardır:
1.Testosteron hormonunu üretirler
2. Sperm üretirler
Testisler yaklaşık 4-5 cm uzunluğunda olup, çevreleri 'tunika albuginea' adı verilen sağlam bir zar tabakası ile çevrilidirler.
Testis dokusu, hormon üretiminden sorumlu hücreler ve sperm üretimine destek veren hücreler arasında yer alan ince kıvrıntılı kanallar şeklinde izlenmektedir. Bu kanalların içerisinde, farklı gelişim evrelerindeki sperm hücreleri yer almaktadır.
İnce kanallar testisin ortasına doğru birleşerek daha geniş kanallara açılır ve bu kanallar testisin üst-arka kısmında toplanarak epididim adı verilen kanallar topluluğunu oluşturur.
Epididimde yer alan kanallar son derece kompakt bir yapıya sahiptir. Bu kanallar açılacak olsa toplam uzunluğunun yaklaşık 6 metreyi bulacağı bilinmektedir. Epididimden tek ve kalın bir kanal testis dışına çıkar. Bu kanala 'vaz deferens' adı verilir.
Vaz deferens testisten çıkar, kasıkta yer alan "inguinal kanal" içerisinden karın duvarı içerisine geçer, mesanenin yanından dolaşarak prostat seviyesinden, penis içerisindeki üretraya açılır. Vaz deferens, idrar kanalına açılmadan hemen önce prostatın her iki yanında yer alan "seminal vezikül" adlı salgı bezlerinin çıkış kanalı ile birleşir. Bu noktada testisten gelen spermler, prostat ve seminal vezikülden kaynaklanan yardımcı salgılar ile birleşir. Böylece testiste üretilen sperm, uzun bir yol katederek, idrar çıkışını da sağlayan üretra ağzına ulaşmış olacaktır.
Sperm Üretimi Nasıl Olur?
Gebelik oluşturacak potansiyele sahip bir spermin ortaya çıkması oldukça karmaşık bir süreç sonucunda gerçekleşmektedir. Sperm üretimi erişkin yaşta başlayarak hayatın ileri yaşlarına kadar hatta bazı erkeklerde ölümüne kadar devam etmektedir.
Testiste sperm yapımı, genetik ve hormonal olarak kontrol atındadır.
Genetik şifreler, sperm kök hücrelerinin oluşumu ve olgun sperm üretimi için gerekli gelişim basamaklarını kontrol etmektedir. Sperm üretimini ise hormonal uyarılar başlatmakta ve hayat boyunca devamını sağlamaktadır.
Hormonal sistemde ilk uyarıyı oluşturan merkez beyin içerisinde yer alan hipotalamus adındaki bölgedir. Bu bölgeden çıkan GnRH adındaki hormon, yine beynin alt kısmında yer alan hipofiz bezini uyarır.
Hipofiz bezi bu uyarıya FSH ve LH adı verilen iki hormonu salgılayarak cevap verir. Bu iki hormonun üreme sisteminde çok önemli rolü bulunmaktadır. Her iki hormon da testis üzerine etki yapmaktadır. FSH testisten sperm üretimini, LH ise testosteron üretimini uyarmaktadır.
Sperm üretimi yaklaşık 72 günlük bir süre gerektirmektedir. Dolayısıyla bugün yapılacak bir sperm tahlilinde değerlendirilecek olan spermlerin yapımı bundan yaklaşık 2,5 ay öncesine dayanmaktadır. Bu sürenin ilk 50 günü testiste geçerken, son 22-24 gün ise epididimde geçmektedir. Epididimde spermler hem olgunluk hem de hareketlilik kazanmaktadır.
İlişki sonrasında epididimden, vaz deferens yolu ile dışarıya çıkan spermler vajen içerisine dökülerek tüplerde son bulacak yolculuklarına başlarlar.
Erkekte Kısırlığın Başlıca Nedenleri Nelerdir?
Erkekteki kısırlık nedenlerini 2 ana grupta toplamak mümkün:
1. Spermin sayı ve kalitesini etkileyen üretim bozuklukları.
2. Yapısal bozukluklar (spermi dışarıya taşıyan kanallardaki tıkanıklıklar gibi)
Sperm üretim bozuklukları:
Erkek kısırlığı vakalarında spermin üretim ve olgunlaşma bozuklukları en sık rastlanılan durumdur. Üretim bozukluğu sperm sayısından kaynaklanabilir. Kadın yumurtasının döllenmesini engelleyen sorun, sperm hareketlerinin zayıflığı veya sperm şekillerinin (morfoloji) anormalliği ile de ilgili olabilir.
Erkeğin sperminin normal kabul edilebilmesi için sayısının en az 15 milyon/ml, hareketli sperm oranının %30 ve yapısal olarak normal sperm oranının %4'ün üzerinde olması gerekir. Sperm değerlerinin yukarıda belirtilenin altında olması halinde doğal yollardan gebelik elde edilmesinde belirgin zorluklar yaşanmaya başlanır.
Birçok faktör sperm hücrelerinin üretimi ve olgunlaşmasını olumsuz yönde etkileyebilir. Bunlar aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir.
-İltihabi hastalıklar: Bazı bakteri ve virüsler erkekte yumurtalık iltihabına sebep olur. Yumurtalıklarından iltihabi bir hastalık geçiren erkeklerin yaklaşık %25'inde kısırlık problemi oluşur.
-Hormon bozuklukları: Sperm ve erkeklik hormonu olan testosteron hormonunun üretimi beyin sapından salgılanan iki hormon (FSH ve LH) tarafından kontrol edilir. Bu hormonların salınımına ait bozukluklar erkek kısırlığının %2 - 5'inden sorumludur.
-Çevresel problemler: Kanser tedavisi için kullanılan ışın ve ilaçlar sperm üretimini bozabilir.
Erkek Üreme Organlarındaki Yapısal bozukluklar:
Spermin üretim yeri olan testislerden dışarı çıkmasını engelleyen tam veya kısmi tıkanıklıklar kısırlık nedeni olabilir. Bu tıkanıklıklar doğuştan olabileceği gibi sonradan bir enfeksiyona da bağlı olabilir. Testis bölgesinden geçirilmiş bir cerrahi müdahale de tıkanıklığa yol açabilir.
Erkek kısırlığına yol açan çok sayıda sebep bulunmaktadır. Ne var ki, erkeklerin sadece çok az bir kısmında (%10-15) bir sebep tanımlanabilmektedir. Çoğu erkekte sperm yapımının neden bozulduğunu açıklamak mümkün olmamaktadır.
Bilebildiğimiz sebepler (varikosel, kabakulak vs) ancak kısır erkek grubunun çok az bir kısmında problemi açıklamamızı sağlamaktadır. Özellikle sperm yapımının genetik kodlarla kontrol edildiğinin ve bazı genetik problemlerin sperm yapımını olumsuz yönde etkilediğinin belirlenmesi, erkek kısırlığının altında yatan sebeplerin anlaşılabilmesi açısından çok faydalı olmuştur. Daha önce sebep bulamadığımız bazı problemlerde altta yatan sebebin genetik hatalar olduğunu ortaya koyabilmekteyiz.

hurlist